Bandırma’da işçi ve kamu çalışanları sendikaları ile sivil toplum örgütlerinin katılımıyla kurulan “Bandırma Yerel Seçim İnsiyatifi”, Petrol İş Sendikası Şubesi’nde düzenlediği basın toplantısıyla Filistin halkına karşı yürütülen siyonist saldırganlığı lanetledi ve kınadı.
İnisiyatif Yürütme Kurulu adına Petrol İş Şube Başkanı Recep Gökdeniz şu açıklamayı yaptı:
“Yugoslavya’nın Ankara’daki son büyük elçisi Makedon şair Trajan Petrovski Filistin hakkında şunları der: “O ülke adanmış ülkedir, tümümüzün yol alıp gittiği; ama bir türlü varamadığı… Filistin’e doğru giden adımlarımızı yitirirsek sağırlaşacağız, dilsiz kesileceğiz, körleşeceğiz! Ölü varsak dahi oralara varmak zorundayız!..”
İsrail, Hamas ile 6 aylık ateşkesin bitmesinin ardından Filistin toprağı Gazze’ye bomba yağdırdı. Havadan ve denizden devam eden saldırılarla harabeye dönen şehirde aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu en az 300 kişi hayatını kaybetti, 700′ün üzerinde yaralı var. Hastanelerin gerekli teçhizat, ilaç ve elektrikten yoksun olmaları nedeniyle ölü sayısının giderek artması bekleniyor.
Filistinlileri topraklarından eden siyonist İsrail devleti, şimdilerde bütün Filistinlileri Gazze şeridine hapsetmek istemektedir. Bununla da yetinmeyip bu hapishaneyi Filistinlilerin başına yıkmaktadır.
Çöle düşürdüğü ve İsrail’e ciddi hasar vermeyen Katyuşa roketlerine İsrail tarafından 100 ton bombayla yanıt verilen, siyonistler tarafından acımasız saldırılar için bahane edilen Hamas örgütünün Gazze üzerindeki yoğun etkisi bugün bir dezavantaja dönüşmüş durumdadır; direnişin Kuzey ve Güney kutupları birbirinden giderek uzaklaşmaktadır. Dünya tarihinde bugüne dek hiçbir kurtuluş savaşının, hiçbir bağımsızlık mücadelesinin dini güdümlerle ve uhrevi yollar izleyerek kazanılmadığı aşikardır. Ülkemizde hem Filistin halkına destek methiyeleri düzen hem de göğsünü gere gere “BOP’un eşbaşkanı” olduğunu söyleyen siyasal İslam destekçilerinin tavrı, dinin bir ulusun namus davasında temel dayanak olamayacağının en açık kanıtıdır. Filistin halkı ne zaman birleşip ortak düşmanlarına karşı güç birliği içinde, kardeşlik bağı altında direnecekse, zafer o gün kazanılmış demektir.
Batı Şeria’da bulunan İsrail Hahamlar Şurası yazılı olarak yayınladıkları fetvada, “Tevrat’ın savaş sırasında kadınların ve çocukların öldürülmesini caiz gördüğünü, insanların Gazze’de ve Lübnan’daki kadınlara ve çocuklara acımalarının, İsrail’deki kadınlara ve çocuklara vahşi bir gözle baktıkları anlamına geldiğini” ifade ettiler. Bu fetva İsrail’de yayın yapan 7 İsrail kanalında yayınlandı.
İsrail, Filistin topraklarını tarihi, kültürel geçmişi hiçe sayarak, insan haklarını da ihlal ederek 60 yılı aşkın bir süredir işgal etmektedir. Evangelist ve siyonist politikaları benimsemiş bazı unsurlar hiçbir hak-hukuk umursamadan tüm Filistin halkını terörist kabul etmektedir. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de “din”, küplerini doldurmak, altın keselerini kanla beslemek isteyen iktidar sahiplerinin en büyük silahı olarak kullanılmaya devam etmektedir.
Filistin’deki vahşetin gözümüzün önünde cereyan etmeye başlamasının ve bizim seyirci kalmamızın üzerinden tam 60 yıl geçti. Sessiz kalarak, onay verip tüm bunların sorumluluğunu göze almamızın, akıtılan kanın kardeş kanı olduğunun bilincinde olup kılımızı kıpırdatmamamızın üzerinden tam 60 yıl geçti. İleride bizim de başımıza gelirse; bu suskunluğumuzu anımsayıp medet ummaktan bile uzak mı düşeceğiz? Arkadaşlarımızın, ailemizin ölümüne, akan onca kana, o kan seline şahit olunca da böyle umarsız mı olacağız? Bilinçten, tepki vermekten böyle uzak mı olacağız?
En önemlisi; bir 60 yıl daha bu zulme iştirak edecek miyiz?
Bugün hain saldırılar yalnızca Gazze’de de değildir, İsrail’in Batı Şeria’da inşa ettiği duvar Berlin duvarı’nın iki katı yüksekliğindedir ve dikenli telleri çevreleyen tampon bölgeler Batı Şeria’nın %50’sini zaptetmiş durumdadır. Bu durumda Filistinliler tarihi Filistin topraklarının sadece %12’sini kontrol edebiliyorlar. Dahası bu bariyer ve İsrail-Batı Şeria sınırı arasında kalan tampon bölgede (yeşil hat) Batı Şeria halkının %16’sı yaşıyor, tabi yaşamak denirse, zira her iki tarafla da bağları kopmuş durumda. Yeşil hat ve İsrail arasında kalan halka İsrail vatandaşlığı verilmeyecek. Bunun anlamı şu: yaratılan tampon bölge İsrail’in “güvenlik” bahanesinden çok daha başka amaçlara hizmet ediyor, bu durumda bölgede yaşayan insanlar er ya da geç burayı terk etmek, Batı Şeria’nın Filistin kontrolündeki kısmına göç etmek zorunda kalacak ve o topraklar İsrailin olacak. Göç etmeyen insanlar her yandan duvarlar, dikenli teller ve askerlerle çevrili, izole edilmiş alanlarda yaşamak zorundalar.
Tampon bölge büyük tahribatlara yol açıyor, yakınında yaşayanlar sürgün ediliyor. Duvarlar yerleşim yerlerinin tam dibinde bitiveriyor, yani evinin, okulunun penceresinden bakan Filistinli burnunun dibinde 8 metrelik duvarları, silahlı İsrail askerlerini görüyor. Sokakta oynayan çocukların oyun alanlarını elektrik verilmiş dikenli teller sınırlıyor. Top kaçarsa kaçtı, yapacak bir şey yok. İnşa edilen bu duvarlar bize açık bir mesaj veriyor: insanlık tarihi ikiyüzlülüğün tarihidir. İkiyüzlülüğün Türkiye bayiliğini üstlenen egemenler, kendini Müslümanın hamisi, imanın sigortası gibi lanse eden bazı siyasiler, Filistin konusunda samimi ve somut adımlar atmaktan çekinmelerine, diğer Müslüman ülkeleri de bu konuda cesaretlendirmek için herhangi bir girişim göstermemelerine karşın İsrail ile dostluklarında hala oldukça samimi davranmaktadırlar.
Bandırma Yerel Seçim İnsiyatifi olarak bizler, Filistin’li kardeşlerimize yöneltilen, saldırı, abluka ve yıldırma üzerine kurulu bu vahşi politikanın bir an önce durdurulmasını talep ediyor, Filistin davasına sonuna dek hak verdiğimizi yineliyoruz. Türkiye, siyonist İsrail Devletini saldırganlığı nedeniyle kınamakla yetinmemeli; tüm diplomatik ilişkilerini askıya almalıdır.
Barış için, Adalet İçin, Filistin İçin Birlikteyiz! Filistin Halkı Yalnız Değildir! Yaşasın Filistin halkının haklı mücadelesi!”
Yorumlar
RSS Geri Besleme